Kanuni Sultan Süleyman, Atlas okyanusundan Umman denizine, Macaristan, Kırım ve Kazan’dan Habeşistan’a kadar uzunan büyük imparatorluğu, Allahü teâlânın dini ve adalet ile idare etti. Mertliği, şecaati, nezaketiyle bilinen Sultan Süleyman aynı zamanda edip idi. “Sakın aldanma cihâna olmasun sende gurûr, Ne kadar devlet bulursan kendi özüni eyle mûr” mısraları gibi fermanlarına; “Ben ki; Sultan-ı selâtin-i zaman burhân-i havâkin-ı avân tâc-bahs-i husrevân-i cihan, zillullâhi’l-meliki’l-mennân Akdeniz’in, Karadeniz’in, Rumeli’nin, Anadolu’nun, Şam, Halep, Karaman, Rûm’un, vilâyet-i Dulkadriye’nin, Diyârbekir’in, Azerbaycan, Van’ın, Budin, Tamisvar vilâyetlerinin; Mısır’ın, Mekke ve Medine’nin, Kudüs’ün ve Halilu’r-Rahmânın. Külliyen diyâr-i Arab’ın, Yemen’in, Bağdad, Basra, Cezayir vilâyetlerinin; ve dahi nice memleketlerin ki âbâ-i kiram ve ecdâd-i izamımın (enârallâhü kabrûhü) kuvvet-i kâhire ile fetheyledikleri ve cenab-ı celalet-meâbım, dahi tig-i âteş-bâr şimşîr-i zafernigârım ile fetheylediğim nice diyârın sultanı ve pâdişâhı; hazret-i Sultan Bâyezıd oğlu Sultan Selim Han oğlu Sultan Süleyman Şah Hân’ım...” diye başlayıp İslâm devleti olan Osmanlı’nın haşmetini ilân ederdi.

İşte bu muhteşem sultanın kız kardeşi, Hatice Sultan ile Sadrazam Makbul İbrahim Paşa’nın düğünleri çok güzel olmuştu. Bundan altı yıl sonra şehzadelere yapılan sünnet düğünü de Hatice Sultan ile Sadrazam Makbul İbrahim Paşa’nın düğünleri gibi oldu.

Padişah: Lala, hangi düğün daha güzel?

İbrahim Paşa: Benim düğünüm gibi bir düğün yeryüzünde yapılmadı ve yapılmaz da devletlüm.

Padişah: Bre nasıl sözdür bu?

İbrahim Paşa: Şöyledir ki; bu acizin düğününde sizin gibi mübârek bir sultan; şehzadelerin düğününde ise benim gibi bir vezir olduğundan.